Bütünsel Tıp Nedir?

   İnsan dinamik bir hayat yaşar. Dün ki uyandığınız siz ile bugün ki uyandığınız siz aynı kişi değildir. Gün içerisinde önce ki çağlarda çok az değişkene maruz kalan insanoğlunun günümüz koşullarında maruz kaldığı etken sayısı inanılmaz boyutlara ulaşmıştır. Günümüzün bilimi kuantum her şeyi frekans boyutunda tanımlamaktadır.

Sizin enerji alanınız ve frekansınız aynı zamanda her maddenin de kendine öz bir titreşim frekansı mevcuttur. Bu dinamizm içinde çoklu yüklenme ve daima yüklenme gizli ve ana faktör olarak hastalıkların kök nedeni olarak belirginleşmeye başlamıştır. Modern çağın getirdiği yaşam koşulları, gözle görülen veya görülmeyen sayısız etkene bizlerin konakçı olmasına neden olmuştur. Günümüzde artan hastalık sayısı ve çeşitliliği bizleri daha bütünsel ve derine bakma mecburiyeti ile sorumlu tutmuştur.

Penisilinin keşfi tıpta yeni bir çağın başlangıcı olmuştu. Bu müthiş buluş beraberinde bazı inanışları ve kabullenişleri de getirdi. Her hastalığı bir etkenle tanımlamaya çalışma ve o etkeni en kısa sürede durduracak bir antidot üretme çılgınlığı. Modern ve batı tarzı hayat, daha da bireyselleşen toplum, sosyallik çeşitliliğinde yalnızlaşan insan, tıpkı tıp branşların birbirinden daha kalın ve keskin hatlarla ayrışması gibi bütünsellikten uzaklaşmıştır. Lezzetin sağlığa tercih edildiği, bedenin ruhtan bihaber iyileştirilmeye çalışıldığı bir kaos sahnesine konu olan günümüz yaşam koşulları üst perdeden ve okyanusun dışından bakılmayı hakkedecek seviyelere inmiştir. Acele edilmezse ve akılcı olunmazsa Dünya tarihinde belki de ilk kez günümüzün yeni doğanları ebeveynlerinden daha kısa bir ömre sahip olacaklar. Dünya savaşlarının, milli ve dini felaketlerin sahnede olmadığı bir yüzyılda neden insanoğlu daha çok hasta olmaya ve ruh-beden-zihin birlikteliğinden kopmaya gayret ediyor?

Bütün, parçaların bir araya gelmesidir. Özünde tam olan bir yapının parçalanması asıl patoloji iken en azından anlaşılmayı kolaylaştırmak ve çözüme sistematik gitmek için bütünsel yaklaşımın parçalarına daha yakından bakalım.  Newton fiziği temellerine üzeri kurulu Newton tıbbı bakış açısında determinist, indirgemeci ve materyalist yaklaşım benimsene gelmiştir.  Çağımızın bilimi  kuantum ise bu bakış açısını değiştirme ataklarına başlamış ve kale de ciddi yarıklar açmıştır. Maddesel dünyanın temelinde madde olmadığı enerji ve dalga formu olduğu gerçeği, bedenimizin unuttuğu yol arkadaşı ruhu tekrar hatırlamasına neden olmuştur.  Kadim ve mistik öğreti ve kültürlerde yüzyıllardır anlatılan ruh beden birlikteliği bizim bütünsel tıp bakış açımızın en üst iki parçasını oluşturmaktadır. Son 50 yılın araştırmaları ve buluşları ile şu ana kadar ispat edilememiş ruh veya zihin, ilk defa bilimsel kabul edilen yöntemlerle (PET/CT, FMRI, Kirilian Fotoğraf, Kuantum Gözlemci etkisi deneyleri, telepati deneyleri) araştırılmaya başlanmış ve zihin araştırmaları geleceğin imparatorluklarını kurmak isteyen güçler için milyarlarca dolarlık yatırım çekmeye başlamıştır.  Modern batı tıbbı anlayışının yaşadığı doğum sancısı kendisini tanımlarken koymuş olduğu ‘’bilimsellik’’ ve ‘’bilimsel çalışma kriterleri’’ nedeniyle olmaktadır. Objektiflik ve nedensellik hâlihazırda ki bilimsellik tanımının olmazsa olmaz şartlarıdır. Bu tanım kendi kendini sınırlayan ve günümüzün zihin ötesi araştırmalarına dahi yeşil ışık yakan bakış açılarına taban tabanda zıt durmaktadır. Ruh veya bilinç tamamen kişisel ve sübjektiftir. Sizin yaşadığınız bir hastalığın altında yatan bir neden sübjektif olabilir ama bu bilimsel olarak (tanım gereği) değersizdir. Bu nedenle bilimsellik tanımının ötesinde bir bakış açısına evrilmeye ve bilimselliği yeniden tanımlamaya mecburuz.

Bütünsel tıp kastımızın altında ana iki başlık olarak ruh-beden birlikteliğinden bahsettik. Son 50 yıla kadar biyokimyasal ve anatomik olarak tüm detaylarına hâkim olduğumuz fiziki bedenden başlayalım. Organik kimyanın oluşturduğu bir biyolojik sistemden oluşuyoruz. Organik kimyanın temelini atomların oluşturduğunu atomları inceleyen bilim dalına da kuantum denildiğini biliyoruz. Son 50 yıla kadar ‘’parçalanamaz’’ olan atom modeli üzerine kurulu bir kimya anlayışına sahiptik. Her hücrede neticede gerçekleşen tüm biyokimyasal olaylar atomlar arası elektron değiş tokuş sonucu oluşmaktadır.  Parçalanamaz atom modeli ile açıklamaya çalıştığımız organik kimya ve üzerine inşa edilen biyolojik sistemimiz atomum parçalanması ile yeniden tanımlanmaya ihtiyaç duyuyordu. Bu bilim dalının adı ise kuantum biyolojisi olacaktı. Parçalanamaz atom modeli üzerine kurulan günümüz tıp endüstrisi ve tıp eğitimi bu yeni yetme bilim dalı kuantum biyolojisine istemeye istemeye kucak açmaya başlamıştır. Modern teknoloji, elektron mikroskopları ve 4 boyutlu ultrasonografiler vd. sayesinde görünür insan bedeni hakkında daha fazla bilgiye sahibiz ve nerdeyse her 18 ayda bu bilgi ikiye katlanıyor. Sonuç olarak fiziksel bedenimiz hakkında daha fazla bilgiye sahibiz doğal olarak da kullanacak daha fazla argümana sahibiz.

  Fiziksel bedenimizi n enerji girdileri nelerdir diye sorduğumuzda hangi tedavi seçeneklerimiz var sorusunun cevabını da kendiliğinden vermiş oluruz. Bütünsel tıp anlayışımızın fiziksel bedenini ilgilendiren tedavi komponentleri;

  • Gıdalar – katkıları, koruyucuları, içerdiği protein yapıları, işlenme süreçleri, paketleme ve pazarlama süreçleri, pişirilme ve saklanma koşulları, raf ömrü, alerji ve duyarlılık potansiyelleri.
  • Elektromanyetik yük ve kirlilik
  • Jeopatik yük
  • Enfeksiyonlar (bakteri, virüs, parazit, mantar)
  • Ağır metaller
  • Toksinler
  • Vitamin ve mineral eksiklikleri
  • Gereksiz ve endikasyon dışı ilaç kullanımı ve çeşitliliği
  • Çevre kirliliği ve doğal ortam azlığı
  • Uyku hastalıkları ve uyku yeri muayenesi
  • Sedanter hayat ve aktivitesiz yaşam

Fiziksel bedenimizin enerji girdileri temel ve özet maddeleri olarak bunları sayabiliriz. İyi bir bütünsel tıp yaklaşımında eğer fiziksel bedende detoks yapmayı düşünüyorsanız; bu maddelerin hepsi için tek tek çözüm üretmek zorundasınız. 

  Bütünsel tıp anlayışımızın ikinci ana başlığını ruhsal boyut oluşturmaktadır. Bu kısmı daha kolay anlaşılır kılmak için insanı beş beden modeli ile açıklamak istiyorum. Vibrasyonu en düşük olan fiziki bedenimizin girdilerine yukarda değindik. Fiziksel bedenimizin bir üst katmanını enerji bedenimiz oluşturur. Buranın yapılarını ise çakralar meridyenler ve bunların birleşimi olan aura oluşturur. Bütünsel tıp yaklaşımı içerisinde akupunktur veya biorezonans gibi yöntemleri dahil ederek ikinci bedende ki enerji dengesizliklerini giderebilirsiniz. Üçüncü ve dördüncü beden olarak bilinç ve bilinçaltı bedenini tanımlayabiliriz. Bu boyuttaki tüm problemler fiziksel boyutta bir hastalığa neden olabilir. Örneğin halk arasında ‘’korku böbreğe vurur’’, ‘’keder akciğere vurur’’ ve ‘’öfke karaciğere vurur’’ bilinir ve belli duyguların belli organlarda (organ-duygu mandalası) hastalığa neden olacağı aşikârdır. Sadece bu duygular değil tüm duygular, inançlar, düşünceler, travmalar birer enerjidir. Bu boyuttaki tüm enerjilerin fiziki bedende tesiri olur (Psikosomatik).

Bütünsel tıp yaklaşımının en önemli kısmı enerji boyutunda problemin bulunup hipnoz, bioenerji, psikoterapi, matrix, psikokinezyoloji, EMDR, EFT gibi yöntemlerle temizlenmesidir. Fiziksel ve ruhsal boyutta yapılan bu geniş ve modern detoks uygulamaları sonucunda vücudun kendi kendine şifalanma yeteneği ile sağlığına kavuşmasına aracılık etmek bizim bütünsel tıp anlayışımızın özetidir. Fiziksel ve ruhsal boyutta çoklu yüklenme ve daima yüklenme günümüz hastalık çeşitliliği ve sayısının artışının en büyük nedenidir. Bu nedenle insanı bir bütün olarak ele almak ve iyileşmenin sadece enerji ve ruhsal boyutta kesin ve kalıcı olacağına inanmak gerekiyor. 

    Bizim bütünsel tıp yaklaşımından kastımız sonuçların değil sebeplerin elimine edildiği yani ağacın dalının değil kökünün temizlendiği bir yaklaşım tarzıdır.

Bizimle Bağlantıya Geçin.